Kocam Tatmin Edemiyordu Şimdi Patronum Ediyor!

24 Kasım 2013 Pazar 19:13 By Unknown , In , , , , , , ,

Merhaba. Ben Ayça. 28 yaşında, 1.60 boyunda, 50 kilo, kumral, 95-65-100 ölçülerinde, evli, çocuksuz bir kadınım. Kocam benden 2 yaş büyük, oldukça yakışıklı bir adam, yaklaşık 19 cm civarında oldukça kalın bir yarağa sahip, ancak buna rağmen seks hayatımız benim açımdan hiçte iyi gitmiyordu. Bu boyutta bir yarağa alışmak benim için çok kolay olmadı, tabii kocamın hayvanlığı nedeniyle. Kocam, kocaman yarağı ile üzerime çıkıyor, her istediğini yapıyor, ağzımdan, amımdan, götümden, nasıl sikmek isterse sikiyor, kendi boşalınca da arkasını dönüp uyuyor, benim zevk alıp almadığımı hiç düşünmüyordu... 


Kocamı bu konuda çok uyardım, ama nafile, bir işe yaramamıştı. Kocamla seks benim için sadece sıkıntı anlamına geliyordu, zevk adına hiçbir şey yaşamıyordum. Ben de artık okuduğum birçok seks hikayelerindeki gibi zevk alarak seks yapmak istiyordum. Kafama koymuştum, önce bir işe girecektim ve ekonomik özgürlüğümü kazanıp, sonra da kocama boşanma davasını açacaktım. Boşanırsam, gerçek seksi yaşamak konusundaki niyetimi gerçekleştirmek için çok daha fazla fırsatım olacaktı... 

İnternetteki iş bulma sitelerinden birinde özel bir şirkette ‘Yönetici Asistanı’ ilanı vardı. Telefon ettim, Cansuhanım diye birine bağladılar. Cansu hanımın sesi çok tanıdık gelmişti. Neyse, randevu alıp görüşmeye gitmeye karar verdim. Hafif dekolteli bir bluz, diz üstü bir etek, hafif bir makyaj yaparak, görüşmeye hazırlandım. Bu halim ile aynada kendimi çok beğenmiştim. Adrese ulaştığımda, önünde durduğum bina kocaman bir plazaydı. Resepsiyona Cansu hanım ile görüşmeye geldiğimi söyledim. Kısa bir telefon sorası beni binanın en üst katında bir odaya çıkarttılar. Büyük deniz manzaralı bir oda idi. Beni getiren görevli Cansu hanımın birazdan geleceğini, patronun yanında olduğunu belirtti. Beklemeye başladım... 

Bu arada camın önünde dışarıyı seyrediyordum. Birkaç dakika sonra kapı açıldı. Mini etekli, sarışın, oldukça alımlı bir hanım girdi içeri. Merhabalaştık, özgeçmişimi uzattım, okumaya başladı. Üniversite eğitim kısmını okurken, “Burada yazanlar konusunda bir hata yok değil mi?” dedi. “Kesinilikle yok!” dedim. “O halde sen Lopez Ayçasın!” dedi. (Üniversitedeyken kalçalarımın büyüklüğü ve şekli ile Jenifer Lopezin kalçarına benzerliği yüzünden bana bu lakabı takmışlardı). Bir anda şok oldum, nereden bilmişti benim Üniversitedeki lakabımı? Şaşkınlıkla yüzüne bakarken, “Beni tanıyamadın değil mi?” dedi... 

Ses çok tanıdıktı, ama bü vücut benim kankim, sır ortağım, Cılız Cansu değildi. Utanarak, “Cılız Cansu?” dedim. “Evet, ta kendisi!” dedi. O anda dünyalar benim olmuştu. Cansu’yla Okuldan sonra hiç görüşememiştik, o ailesinin yanına Ankaraya dönmüştü. Ben halen şoktaydım, Cansuya, “Ne oldu sana böyle?” dedim. Cansu, “Anlatırım sonra!” diyerek konuşmasına devam etti. Epey bir sohbet ettik. İş için başvurmuştum, ama en iyi arkadaşımı bulmuştum. Eski günler filan derken, konu sonunda işe geldi: 


- Ayçacığım, emin ol seni bu işe almak isterdim, ama bu kadro evli bir bayan için uygun bir iş değil! Fiziksel anlamda tam sana göre, ama kişilik olarak senin için hiç uygun değil! 

- Nasıl yani? Ya sen sekreter aramıyormusun? 

- Hayır sekreter değil, yönetici asistanı arıyorum ve bu asistan işinin dışında başka birçok hizmet verebilecek biri olmalı! 

- Nasıl hizmetler? 

- Söyletme bana, anladın! 

- Yani aslında patronuna bir metres mi arıyorsun? 

- Evet, senden gizleyecek değilim, bu yüzden sen olamazsın! 

- Peki, ben yine de istediğimi söylersem? 

- Nasıl yani Ayça? 

- Evliliğim zaten bitmek üzere, cinselliği ise uzun zamandır yaşamıyorum, hem işe, hemde seksi bir erkeğe ihtiyacım var! 

- Ama patronun seks talepleri farklıdır... 

- Nasıl farklılıklar? 

- Erkan bey fazlaca azgın bir adamdır ve anal seks ister, seks sırasında argo konuşulmasını sever ve ağza boşalmayı çok sever, ama ben hiç müsaade etmedim, bu güne kadar birkaç kez yüzüme boşalmasına izin verdim sadece! 

- Sadece bunlar ise problem değil, kocamdan alışığım bunlara! 

- Eminmisin? 

- Kesinilikle! 

- Peki, sen bilirsin! Aslında tanıdığım birinin olması işime gelir! 

- Ne zaman iş başı yapabilirim? 

- Şu an itibarı ile işe alındın, ancak birde patronun seni görmesi ve bir test yapması gerekiyor! 

- Beni beğenmesi için nasıl hazırlanayım? 

- Aslında özel birşey yapmana gerek yok, onun yanında, manken gibi kendi etrafında dönmen yeterli olacaktır. Kalçalarını gördüğünde, emin ol dibi düşecektir! Kalçalarını daha belirgin gösteren bir kıyafet tercih etmen yeterli. Maaşını yarınki mülakat belirleyecek! 

- Peki anlaştık! Ne zaman görüşeceğim patronla? 

- Ben ayarlarım, yarın öğleden sonra 14:30 civarında evinden aldırırım, sen hazırlan! 


Sonra Cansu’nun yanından ayrıldım eve döndüm. Ertesi gün için hazırlık yaptım. Akşam kocam eve geldi, ona iş için kabul edileceğimi, ancak yarın bir mülakat olacağını söyledim. “Hayırlı olsun!” dedi. Sonra yemeği yedik, maç seyredip uykuya geçti öküz. Sabah uyandım kalkıp duşa girdim ve ağda v.s. bir güzel temizlik yaptım, giyinmeye başladım. Altıma, ön tarafı dantelli siyah bir tanga giydim, aynı çamaşır takımının sütyenini giydim üzerime, dar bir body ve altıma da siyah taytımı giydim, kalçalarımın bütün güzelliği ortada idi. Artık hazırdım. Saat 14:30 civarında Cansu bana araç gönderdi, evimden aldırdı ve şirkete geldik. Önce Cansu’nun yanına çıktım. Cansu önce beni tepeden tırnağa bir süzdü ve gülümseyerek, “Zilli, bugün kesin işe girdin!” dedi, sonra kalçama bir tokat attı, “Bunlara iyi bak!” dedi ve beraberce patronun odasına geçtik... 

Patron Erkan bey bizi kapıda karşıladı. İçeri geçtik, önde Cansu, arkasında ben. Patronun beni arkadan iyice bir süzdüğüne eminim. Cansu bizi tanıştırdı. Erkan bey 35 yaşında, 1.80 boylarında, atletik yapılı, oldukça yakışıklı bir adamdı, resmen içim erimişti. Ve konuşmaya başladık. Erkan bey bana, “Cansu hanım sizi çok övdü ve bütün hizmetleri yerine getireceğinizi söyledi!” dedi. Ben de, “Evet, Cansu hanım bana gerekli bilgileri verdi ve işleri kısa zamanda bana devredecek, ama işbaşı yapmadan önce sizin bir mülakatınızın olacağını belirtti!” dedim. “Evet, öyle olacak! Cansu hanım bizi yalnız bırakabilir misiniz?” dedi. Cansu da, “Tabiefendim!” diyerek çıktı odadan. Erkan bey kapıyı kilitleyerek geri döndü... 

Yanıma geldi, “Evet Ayça hanım, başlangıç maaşın 2.000 lira olacak ve mülakat başarına göre bu maaş konusunu çözeceğiz, hazırmısın?” dedi. “Evet hazırım, ama söylemek istediğim birşey var...” dedim. “Nedir?” dedi. “Bugün yapacaklarım, karşılıklı olarak, istekli olarak yaptığımızda daha güzel olacaktır diye düşünüyorum ve sizin bana verebileceğiniz zevklerin kat kat fazlasını size vermekten zevk duyacağım, sizce de uygunsa?” dedim. “Peki!” dedi. Ben yanından kalkıp, karşısında soyunmaya başladım. Önce body’mi çıkarttım ve sonra taytımı çıkartmaya başladım. Arkamı ona doğru dönerek, dizlerimi kırmadan, eğilerek, taytımı çıkartmayı bitirdiğimde, dudaklarını kalçalarımda hissettim ve öylece bir süre bekledim... 

Sonra onu ayağa kaldırdım, önünde diz çöküp, kemerini ve fermuarını çözüp pantolonunu aşağı indirip, bokser’i üzerinden yarağını okşamaya başladım. Bokserini indirip yarağını dudaklarımın arasına alıp emmeye başladım. Yarağı gittikçe büyüyordu ve iyice sertleşmişti. Beni yukarı çekti ve dudaklarıma yapıştı, bir yandan kalçalarımı okşuyordu. Beni kucağına alıp masanın üzerine koydu ve boynumdan başlayarak, öpücükler kondurarak, önce göğüslerime ve en sonunda amıma geldi. Bunun ne kadar güzel birşey olduğunu ilk kez yaşıyordum ve muhteşemdi. Kısa sürede orgazm olmuştum bile. Onu yukarı çekip dudaklarına yapıştım. Sonra üzerimden kaldırıp, tekrar yarağını ağzıma alıp emmeye başladım. O ise, kafamdan tutmuş, ileri geri hareket ettiriyordu beni... 

Yarağını olabildiğince şiddetli emiyor, arada bir ucuna kadar çıkartıp, ağzımın içinden çıkartmadan yarağının ucunda dilimle daireler çiziyordum. Muhteşem bir tadı vardı. Kalçalarından kavrayarak yarağını alabildiğim kadar ağzımın derinliklerine alarak emmeye devam ettim. Epeyce bir süre böyle devam ettim. Arada bir ağzımdan çıkartıp, taşaklarını emiyordum. Bir süre sonra Erkan bey, “Geliyorum!” dedi, hemen tekrar ağzıma aldım ve emmeye devam ettim, en sonunda ağzımın içinde patlamıştı. Şiddetle boşalıyordu. Her damlasını yuttum... 

Erkan bey geçip kanepeye oturdu. Oldukça enerji sarf etmişti. O kanepede otururken, ben emekleyerek onun önüne geçtim ve tekrar yarağını ağzıma alıp emmeye başladım. Tekrar sertleşmişti. Bana iltifatlar yağdırıyordu. Ben ise zevkle yarağını emmeye devam ediyordum. İyice sertleştiğinde ayağa kalktım ve ona arkamı dönüp, aletini elimle amıma yerleştirip, üzerine oturmaya başladım. Bu sırada o da, “Harikasın!” diyor ve götümün deliğini parmaklıyordu. Birkaç kez oturup kalktım ve “Patronum benim götümü sikmek istiyor herhalde?” diyerek yukarı doğru kalkıp, yarağını göt deliğimin ağzına yerleştirip üzerine oturmaya başladım... 

Köküne kadar almıştım artık götüme ve üzerinde inip çıkmaya başladım. Bir süre böyle devam ettikten sonra beni durdurdu ve “Yere in ve domal bakalım!” dedi. “Derhal efendim!” dedim, dört ayak oldum, kalçalarımı sallamaya başladım, “Hadi patronum, sik götümü!” diye inliyordum. Hemen arkama gelip yarağını götüme sokmaya başladı. Öyle şiddetle girip çıkıyordu ki anlatamam. Bu sırada ben de amımla oynamaya başlamıştım ve kısa süre tekrar orgazma ulaşmıştım bile. Erkan bey ise arkamda götümü sikerken, kendinden geçmiş bir vaziyette, “Seni orospu seni, işi aldın, hemde 5.000 lira maaşla, ama seni her gün amından götünden sikeceğim, hem de canım nerde isterse!” diyerek götüme köklüyor ve kalçalarıma tokat atıyordu. Ben ise zevkten uçuyordum, “Sik erkeğim, dağıt amımı götümü, istediğin zaman sik beni!” diye inliyordum, Erkan bey götüme çılgınca pompalıyordu... 

Birden durdu ve “Biraz daha amının tadına bakalım Ayça hanım!” dedi. “Peki efendim!” dedim ve hemen götümden çıkartıp amıma kökledi. Öylesine sert girmişti ki amıma, anlatamam. Aldığım zevk ise dayanılmaz birşeydi. Kocam o kadar zaman beni sikmişti, ama yarağı daha büyük olmasına rağmen, Erkan bey kadar bana zevk verememişti. Ve patronum birkaç kez git gel yaptıktan sonra içimde şiddetle boşalmaya başladı. İyice boşalana kadar dörtayak pozisyonunda bekledik ve içimden çıktı. Üzerini giydi, bende giyindim ve önce kapının kilidini açtı, sonra masasına geçip telefon ile Cansu’yu aradı... 

Biraz sonra Cansu geldi. Erkan bey Cansu’ya, “Evet, Ayça hanım artık resmen yönetici asistanımız oldu ve maaşı 5.000 lira!” dedi. Cansu şaşırmıştı, “5.000 mi?” dedi. Erkan bey de, “Evet öyle, senin yapmadığın şeyleri istekle yapıyor, bu nedenle öyle olacak! Hiçbir problem istemiyorum! Bu kararım hoşuna gitmediyse, istediğin zaman şirketten ayrılabilirsin, yada şirket içinde istediğin bir mevkiye kendini atayabilirsin!” dedi. 

Cansu ile ben odadan çıkmak üzere kapıya yöneldik. Erkan bey arkamızdan bize seslendi, “Hanımlar ufaklığaveda etmeyecekmisiniz?” dedi. Döndüğümüzde yarağını çıkarmış ve kaldırmıştı. Önce Cansu yarağını biraz emdi, peşinden de ben emerek boşalttım. Toparlanıp çıkıyorduk ki, Erkan bey Cansu’ya seslendi, “Cansu hanım sizin şirketten ayrılmanızı istemiyorum, bundan sonra bu işi Ayça hanımla ikiniz beraber yapın!” dedi. Cansu, “Ama Erkan bey...” diyecek oldu, Erkan bey de, “Tartışma bitmiştir Cansu hanım, iyi günler!” diyerek konuyu kapattı. 

Cansuyla birlikte Erkan beyin odasından çıkarken, kafamdan, bu işin bundan sonra daha da zevkli olacağı düşünceleri geçiyordu... 

Şimdilik hoşçakalın! 

[Ayça] 

Almancının Karısını Arabada Siktim Anırttım!

19:11 By Unknown , In , , , , , ,

Merhaba. 30 yaşındayım. Tesisatçıyım. Bundan 8 ay önce bir inşaatta çalışırken, karşı binanın 1. katının penceresinden kadının birisi devamlı bana bakıyordu. Kadın başörtülü falandı, ama çok güzeldi. 10 gün devamlı bakıştık. Kadın markete giderken peşinden giderdim, ama marketçiden çekindiğim için kadınla konuşmaya cesaret edemiyordum. Nasıl yapsam etsem diye düşünürken, aklıma bir kurnazlık geldi, arabamıncamına ‘Satılık!’ diye yazdım, cep numaramı da yazdım. Ben kağıdı yazarken o da pencereden bana bakıyordu. Ben kağıdı arabanın camına yapıştırdıktan sonra inşaata döndüm... 


Az sonra kadın çöp dökme bahanesiyle aşağı indi, arabanın yanına, hemen telefon numaramı aldı. Ben inşaattan onu gözlüyorum. Eve girdi, pecereye geçti, sonra beni aradı, “Arabanı gerçek mi satıyon, yoksa beni numaranı alayım diye mi yazdın?” dedi. Ben de, “Senin için yazdım!” dedim. Biraz sohbet ettik telefonda. Evliymiş, ama kocası yurtdışında (Almanyada) çalışıyormuş, 2 sene olmuş gideli. Ben içimden, (Yaşadık! Karı yaraksızlıktan kudurmuştur!) diye düşündüm ve karıya, “Yarın izin günüm, çalışmayacağım, yarın arabayla gezelim mi?” dedim. “Tamam, ama mahallede olmaz, yarın saat 10:00 da beni K..... Postanesinin önünden al!” dedi. “Anlaştık!” dedim telefonu kapadım. İçim içime sığmıyordu... 

Ertesi gün güzelce duşumu aldım, parfümümü sıktım ve anlaştığımız saate Postanenin önünden arabaya aldım. Arabam da Hunday Starex kapalı kasa. Neyse, arabayı şehir dışına doğru sürdüm. Gözlerden uzak müsait bir araziye çektim ve “Arkaya geçelim!” dedim. Geçtik ama karı, “Vermem, olmaz! Sadece sevişelim!” diyor, aklısıra naz yapıyor. “İyi ozaman sadece sevişelim!” dedim ve bunu öpmeye başladım. Var ya, karı kıtlıktan çıkmış gibi kemiriyor dudaklarımı... 

Bununla sevişirken elimi eteğinin altına sokup amına attım, amı su olmuş, külodunu vıcık vıcık ıslatmıştı. Külodunu çıkarmak istedim, biraz nazlandı, ama çıkardım. Yumuldum amına, amını yalamaya başladım, bu hemen, “Napıyon? Am yalanır mı hiç?” diyerek kafamı itti, amından uzaklaştırmaya çalıştı. Ben de, “Anlaşıldı, senin o pezevenk kocan hiç yalamamış, hem ağzının tadını bilmiyormuş, hem de seni bu zevkten mahrum etmiş!” dedim ve zorla yalamaya devam ettim. Dilimi amına soktuğumda, karı zevkten sara hastaları gibi sarsılmaya başladı... 

Bu arada, orospu vermem falan diye ayak yapıyordu, ama buluşacağız diye amının kıllarını bile traş etmiş. Neyse, ben bunun amını yalarken, bu bir kez titreyerek ve inleyerek orgazm oldu. Ama nasıl zevk suyu geliyoramından, sanki işer gibi boşalıyor karı. Ben amının sularını da şapur şupur yalarken, karı yumdu gözlerini, “Ne olur yarağını sok amıma!” diye bağırıyor, deli gibi çırpınıyor... 

Hemen yarağımı çıkardım ve başını tükürükleyip, başını amına dayadım. Karı tırnaklarını sırtıma geçirerek beni kendine çekiyordu. Yüklenmemle köküne kadar soktum amına, bacaklarını omzuma kaldırarak pompalamaya başladım. Bu zevkten ağlar gibi sesler çıkararak inliyor, “Bitirdin beni!” diyor, 2. ye orgazm oluyordu. “Dur daha bitmedi!” diyerek pozisyon değiştirdim ve bunu dörtayak domalttım, arkadan amına tekrar girip, belinden kendime çeke çeke sikmeye devam ettim. Amına kökledikçe tombul kalçaları dalgalanıyordu... 

Amını sikerken, bir elimle götünün yanaklarını ayırınca, götünün kap kara deliği nişan tahtası gibi ortaya çıktı. Başparmağımı ağzımda ıslatıp götüne sokunca bu daha da kudurdu, zevkten bağırıyor resmen. Durdum birden ve “Kocan olacak pezevenk götünü sikti mi hiç?” diye sordum. Soruma cevap vermedi, sadece, “Devam et, yarım bırakma!” diye yalvarıyordu. Tekrar sordum, “Götünü hiç siktirdin mi orospu?” dedim. “Evlenmeden önce halamın oğlu beni hep götten sikerdi! Ama durma kurban olurum, önden devam et!” dedi... 

Bunu duyunca ben hemen yarağımı amından çıkardım ve götünün deliğine sürtmeye başladım. Bu anladı götünü sikeceğimi, yalvarıyor, “Yavaş sok kurban olurum, acıtma!” diyordu. Yarağımı götüne kanırta kanırta sokarken, bu acıdan resmen eşşek gibi anırıyordu. Ama dinleyen kim, omuzlarından kendime çekerek köküne kadar geçirdim götüne. Bu, “Öldüm anam, götümü yırttın, kıprıdama nolur!” diye yalvarıyor. Elimle ağzını kapayıp götüne pompalamaya başladım. Karının amı dardı, ama götü amından daha da dardı... 

Bir süre sonra o da artık götünü ileri geri oynatmaya başlayınca elimi ağzından çektim ve amına attım. Götünü sikerken amını okşuyordum. Artık ikimiz de zevkten inliyorduk. Çok geçmeden karının amından zevk suları elime akmaya başlayınca, ben de böğüre böğüre karının götüne boşaldım... 

Almancının karısı 2 yıldır yaraksız kalmanın acısını bir günde çıkarmak istiyordu sanki, o gün arabada 5 defa siktim onu. Bu olay 8 ay önce oldu, o gün bugündür bazen kendi evine alıyor beni, bazen de fantazi olsun diye yine arabada sikiyorum. Karı her seferinde benim pilimi bitirene kadar sikilmek istiyor. Ben de sikmeye doyamıyorum! 

[Tolga] 

Baldızın Odasında Bulduğum Porno CD!

19:09 By Unknown , In , , , , , , , ,

Herkese selam. Ozamanlar eşimle evleneli 1 yıl olmuştu, ufak baldızım Lise sona gidiyor ve bizde kalıyordu. Baldız kısa boylu, zayıf bir kız, portakal büyüklüğünde göğüsleri ve harika kalçaları var. Ben baldıza hiç kötü gözle bakmadım, ama az oruspu değilmiş, sonradan öğrendim bunu. Bir gün baldız okuldayken, baldızın odasındaki CD’leri karıştırırken, üstünde hiçbirşey yazmayan bir CD dikkatimi çekti. Bu neymiş, bir bakayımdedim, hemen bilgisayarıma koydum. CD açıldı ki, ne göreyim, resmen Hardcore-Pornofilm! İçimden, Çüş, baldız bunları mı izliyor? dedim. Neyse CD’yi sonuna kadar seyrettim ve aldığım yere bıraktım... 



Birgün baldızla evde yalnız kaldığımda dayanamadım, “Baldız gel şöyle yanıma otur bakalım, sana birşey sormak istiyorum!” dedim. Baldız, “Buyur enişte?” diyerek geldi yanıma oturdu. “Baldız geçen CDlerini karıştırıyordum, bir CD ilgimi çekti izledim, çok güzeldi, nerden buldun?” deyince. Baldız önce anlamazdan geldi, “Ne CD’si? Hangisi?” falan dedi. Ben de, “Pornofim olanı!” deyince, “Ablama söylemeyeceksin değil mi enişte?” dedi. “Kız salak, bilseydim sana benim CDlerden verirdim, bende Pornonun her türlüsü var!” dedim. Yüzü kızarmıştı. Elimi baldızın dizine koydum, “Merak etme ablana söylemem, aramızda kalır! Nerden buldun?” dedim. Baldız utana sıkıla, “Okuldan bir arkadaştan aldım, arasıra bakıyorum...” dedi. “Sizin okuldakiler artık böyle şeyler mi seyrediyorlar?” dedim. “Ohooo, bunda ne var ki enişte? Bir bilsen daha neler yapıyorlar!” dedi. 

Baldızın dizlerini okşayarak, “Anlat bakalım daha neler yapıyorlar?” dedim. Baldız utanarak, “Bazı kızlar oğlanlarla sevişiyorlar...” dedi. “Sadece sevişiyorlar mı, yoksa başka şeyler de yapıyorlar mı?” dedim. Baldızın yüzü daha da kızardı, “Yapıyorlar...” dedi. Ben baldızı konuşturmak ve utangaçlığını atmak için, “Ne yapıyorlar? Sikişiyorlar mı?” dedim. Baldız başını öne eğerek, “Hı hıı!” dedi. “Peki amdan mı, götten mi sikişiyorlar?” dedim. Baldızın ağzından zor bela, “Arkadan...” lafı çıktı. “Yani götten mi?” dedim. Baldız yutkunarak, “Hı hıı!” dedi. Bunları konuşurken ben baldızın dizlerini okşayarak çorapsız bacaklarına gelmiştimve benim yarak kazık gibi oldu, eşofmanımın önü çadırı kurdu. Baldızın gözler de tabii önüme kenetlendi... 

Baldıza, “Sen de götten siktirdin mi yoksa?” dedim. “Yok valla enişte, ben yapmadım!” dedi, ama dizleri nasıl titriyor. “Baldız sana söz verdim, herşey aramızda kalacak, bak doğru söyle, siktirdin mi?” dedim. Baldız sonunda dayanamadı ve “Sadece birkere denedim, acıyınca vazgeçtim...” dedi. “Tekniğini bilmezsen acır tabii! Bu işi bilen biriyle yapman lazım!” dedim ve baldızın elini tuttum yarrağımın üzerine koydum. Baldızın eli önce hareketsiz öylece yarrağımın üstünde duruyordu, elini tuttum yarrağımı okşattırdım. Az sonra baldız kendiliğinden yarrağımı okşamaya devam etti. Ama heycandan da yaprak gibi de titriyor... 

Baldızın elini tuttum eşofmanımdan içeri daldırdım, külodumun içine soktum. Baldızın eli çıplak yarrağıma dokununca sımsıkı tuttu yarrağımı, sanki koparacakmış gibi sıktırıyordu. “Dur bir saniye!” dedim ve eşofmanımı külodumla birlikte sıyırdım ve yarrağımı tekrar eline verdim, “Çok sıktırmadan, yavaş yavaş okşa!” dedim. Baldız elini halka gibi yaparak, yarrağımı yukardan aşağı, aşağıdan yukarı doğru sıvazlamaya başladı. Baldıza, “O filmde güzel sakso çekiyorlardı!” diyerek ensesinden hafif bastırarak, yüzünü yarrağımagetirdim. Baldız ne demek istediğimi anladı, önce yarrağımın başını dudaklarına sürdü, biraz öptü, sonra başını ağzına almaya başladı. Küçücük ağzına yarrağımın sadece başı sığıyor, o şekilde emiyordu. Bu arada ben de baldızın eteğini beline topladım ve elimi arkadan külodunun içine soktum, orta parmağımla götünün deliğini okşuyordum... 

Sonra baldızı doğrulttum ve dudaklarımız birleşti. Oruspu dudaklarımı kemiriyordu resmen. Tişörtünün altından göğüslerine elimi attım, sütyen takmamıştı, göğüsleri ufacıktı. Biraz göğüslerini yalayıp emdikten sonra baldızı yere yatırdım, eteğini ve külodunu çıkardım. Baldızın tazecik küçücük amı çok temizdi. Baldırlarını, kalçalarını avuçluyordum. Oruspu kudurmuş gibi inliyordu. Amına eğildim yalamaya başladım, dilimi bir yılan gibi kullanıyordum. Sonra yalama sırası götüne geldi, göt deliğini de bir güzel yaladım, hatta dilimi göt deliğinin içine bile soktum. Götünden amına, amından götüne doğru yalaya yalaya baldızı orgazm ettim... 

“Kalk baldız, yarrağı yemenin vakti geldi!” dedim. “Ama ben bakireyim, bunu biliyorsun değil mi enişte?” dedi. “Biliyorum aşkım, onun için seni götünden sikeceğim!” dedim. Bunu domalttım, götünü biraz daha yalayıp, göt deliğine bolca tükürük bıraktım, sonra yarrağımın başını dayadım. Tam başını sokacaktım ki, “Yavaş yap enişte, canımı yakma!” dedi. “Merak etme, bir yedin mi birdaha isteyeceksin!” dedim, yavaş yavaş sokmaya başladım. Baldız inleyerek kıvranmaya başladı, ama hakimiyet bende idi. Sonunda taşakklarım baldırlarına değdi, yani kökledim. Baldız acıdan debeleniyordu. Yavaş yavaş götüne girip çıkmaya devam ettim, sonra o da bana ayak uydurmaya başladı, ama hayvan gibi hırıltılar çıkarıyordu. 

Sonra pozisyon değiştirdik, kucağıma aldım ve kucağımdayken götünü sikmeye devam ettim. Götünü sikerken hem amıyla oynuyordum hem de göğüslerini ağzıma alıyor emiyordum. Baktım baldız titremeye başladı, ilk başta anlayamadım şaşırdım, sonra boşaldığını farkettim. Ama ne boşalma, sarsıla sarsıla boşaldı. Ben halen götünü sikiyordum. Bir süre sonra ben de gelmek üzereydim, “Geliyorum baldız, kalk ağzına boşalmak istiyorum!” dedim. “Yok enişte, götüme boşal!” dedi. Ben birden hızlandım ve götünün içine boşaldım. Baldız yarrağım götünde küçülene kadar üstümde oturdu. Sonra indi ve biraz dinlendik, birer sigara içtik... 

Baldızla elleşirken benim yarak yeniden kazık gibi oldu. Baldızın götünü sikmeye doymamıştım, “Hadi dön baldız, ablan gelmeden bir defa daha sikeyim götünü!” dedim. “Yok enişte, bu günlük yeter, valla götüm çokacıyor!” dedi. “O zaman sakso çek!” dedim, kabul etti. O gün son bir defa baldızın ağzına boşaldım ve zorla döllerimi yutturdum. 

Baldız evlenene kadar her fırsatta götten siktim baldızı. Baldız şimdi evli olmasına rağmen ilişkimiz halen devam ediyor. Kızlığını salak kocası bozdu, ama kocasından çok ben sikiyorum baldızın amını. Üstelik kocasına götten vermiyormuş. Nedenini sorduğumda, “Götten en güzel sen sikiyorsun enişte!” diyor. 

[Kubilay] 

Sikmek İstediğim Annesiydi, Ama Kızını Siktim!

21 Kasım 2013 Perşembe 19:41 By Unknown , In , , , , , , ,

Öncelikle herkese selam. Ben Emrah, 19 yaşındayım. Bu yaz ailemle Antalya Kemer'e tatile gitmiştik. Her seferkinden farklı olarak 1 hafta yerine 10 gün tatil yapmayı kararlaştırmıştık. İlk 2 gün kendi kendimize takıldık, ama 3. gün annem bir aileyle tanışmış ve akşam yemek için sözleşmişlerdi. 

Ben biraz Kemer merkezde takıldıktan sonra akşam yemeği için otele geldim. Annem, ablam ve babam o aileyle beraber oturuyorlardı. Ben de yanlarına gittim ve tanıştım. Onlar Ankara'dan gelmişlerdi. Ailenin kızı İlayda tam bir afetti, ama annesi çok daha güzeldi. Annesi orta yaşlı olmasına rağmen dimdik göğüsleri ve sütun gibi bacaklarıyla kızından daha çok ilgi çekiyordu. Hem annesi hemde İlayda, iri memelerini ortaya çıkaran dekolteli birer kıyafet giymişlerdi. Gözümü alamıyordum. 


Sahildeki Cafeye gitmek için kalktıklarında, giydikleri daracık elbiselerden ikisinin de götü müthiş görünüyordu. Ben daha fazla dayanamıyordum, zaten sevgilim de 1 aydır yazlıktaydı. En son gitmeden önceki gün seks yapmıştım sevgilimle. Abazalığın doruk noktasındaydım yani. Ben müsaade isteyip odaya gittim.Yarağım kazık gibi olmuştu. Enteresan bir biçimde etkilenmiştim kadından. Annemle babam bir odada, ben ablamla diğer odada kalıyordum. Sigaram bittiği için ablamın sigarasından bir tane alıp balkona çıktım ve sevgilimi aradım. Onu çok özlediğimi ve çok fazla arzuladığımı söyledim. O da benim azmış olduğumu anlamış, iyice azdırmak için, şu anda amının vıcık vıcık olduğunu, kendini parmakladığını falan anlatıyordu. Benim de elim sikimde, şortumun içinden 31 çekerek telefon seksiyle boşaldım. Boşaldıktan sonra bile sikim dimdikti. 

Ablam gece saat 1 gibi geldi. Ablamla o aile hakkında konuşmaya başladık. Adamın Ankara'da şirketi varmış, sık sık tatile çıkamıyormuş, 3 günlüğüne gelmiş onlarla, yarın gidiyormuş, ama eşi ve kızı burda 1 hafta daha kadar kalacaklarmış. Benim o kadını sikmek gibi bir planım olamazdı zaten, kadın kaç yaş büyüktü benden. En fazla onun o şahane vücudunu aklıma kazıyıp, her gece onu düşünerek mastürbasyon yapabilirdim. En sonunda ablam da yattı. Ben de tüm günün yorgunluğuyla ve tabii kadını düşünerek uyudum. 

Ertesi sabah ablamla erkenden denize gittik. Annemle babam uyanmamışlardı, saat daha 7'ydi. Ablam hemen denize girdi. Ben şezlongta uzanırken İlayda ve annesi geldiler, yanımızdaki şezlonglara uzandılar. Kadını görünce yine heyecan basmıştı beni. Kısa bir hoş beşten sonra İlayda solumdaki şezlonga uzandı. Annesi kalktı ve üstündeki tişörtü ve altındaki kot eteği çıkarınca, selülitsiz, pürüzsüz, hayatımda gördüğüm en seksi vücutlardan biri karşımdaydı. Giydiği bikini ne amını, ne götünü, ne de memelerini kapatıyordu. Çok çok dikkatli bakınca amının paket kısmı görünüyordu, delirmek üzereydim. Artık sikimi saklayamıyordum. Yan yatıp, sikimi iyice içeri çekerek İlayda'yla muhabbete başladım. Onun da annesinden kalır yanı yoktu valla. O da yan yatınca iri memeleri birleşmiş gibi duruyordu. İri memeler, taş gibi vücut, ana kız o kadar rahattılar ki, anlatamam. İlayda'yla yaşıt çıktık, Ankara'da Üniversiteye gidiyormuş. Okul hakkında konuşuyorduk, sohbeti iyice koyulaştırdık. “Sigara içiyor musun?” diye sordum, “İçiyorum ama annemin haberi yok, biraz uzaklaşıpyakalım birer tane!” dedi, bende tamam dedim. Bu arada ablamla İlayda'nın annesi gelmişler, muhabbet ediyorlardı. İlayda annesine, “Biz Emrah'la biraz yürüyelim anne, merak etme buralardayız.” dedi ve kalktık. 

Sabah saatleri olduğu için sahil nispeten biraz daha tenhaydı. 15-20 dakika yürüdükten sonra bir iskelenin ucuna kadar geldik, pofuduklara oturup sigara yaktık. İskelenin ilerisinde kayalıklar vardı, bayağı uzaklaştığımızı anlamıştım. İlayda karşıma oturur oturmaz bacaklarını ayırdı. Sigaralarımızı içerken, muhabbetimiz biraz özel hayata girmişti, sevgililerimiz hakkında konuşuyorduk. İlayda sevgilisinden ayrılalı 2-3 hafta olmuş. Söylediğine göre çocuk onu başkasıyla aldatmış. Konuşurken öfkesi iyice artıyordu. 

Biraz daha muhabbet ettikten sonra denize girdik. Denizde rahat durmuyor sürekli bana su sıçratıyordu. Kendime çekip suyun altında soktum onu. Sonra çıkardım, o da beni suyun altına soktu. İyice boğuştuktan sonra onu kendime çektim, bacaklarıyla belimi sardı. Sikim hafifçe amına temas ediyordu. Eee haliyle kazık gibi olmuştu sikim. Eliyle de boynumu sarmış, öylece yüzüyorduk (daha doğrusu sığ bir kısımdaydık, yürüyordum ben) denizde. Sikim amına iyice baskı yapıyordu. Gözgöze duruyorduk. Hani bir elektriklenme gibi birşey olur da, o an olayın nereye gideceğini tahmin edersiniz ya, öyle bir andı işte. Ne olacaksa olsun diye düşünerek, sikimi şortumdan çıkardım. Artık aramızda sadece bikinisi vardı. Yavaş hareketlerle amını okşamaya başladım. Etrafıma baktım ve dudağına hafif bir öpücük kondurdum. Karşılık alabilmiştim. Yavaş ve çekingen hareketlerle öpüyordum dudaklarını. Bikinisini araladım ve amını ellemeye başladım. Bana, “Ne istediğinin farkındayım...” dedi ve kulağıma gelerek, “Bakire değilim!” dedi. Ben o anda kopmuştum. Etrafımız hafiften dolulaşmaya başlamıştı. Rahat olamayacağımızı söyledim ve denizden çıktık. Sahilde elele tutuşmuş, sevgili gibi yürüyorduk. Biraz yürüdükten sonra kayalıklara geldik. Etrafı kolaçan ettim. Kimsenin olmadığına emin olduktan sonra dudaklarına yumuldum. 

Dudaklarını vantuz gibi emiyor, dilimi ağzında gezdiriyordum. Uzun bir süre öpüştükten sonra, boynunu ve omuzlarını deli gibi emmeye başladım. Boynunu morartıyordum. Bunları yaparken ayaktaydım, o hafiften kayalıklara yatmıştı. Etrafıma bakıyordum, halen kimse yoktu. Delirmiş gibi yalıyordum kızı. Bikinisinden iri memelerini sıyırdım. Dimdik duran memelerini sıktım, uçlarıyla oynadım. Sonra eğilir eğilmez memelerinin uçlarını ağzıma aldım. Ucunu hafifçe ısırıyor, memelerinin halkalarını emiyordum. Eliyle başımı memelerine bastırıyordu. Sonra hemen diz çöktürdüm ve sikimi ağzına almasını sağladım. Nasıl yalıyordu ama! Dibinden ucuna doğru yalıyor, sonra ucuna dil darbeleri atıyordu. Kıllı sikimi müthiş yalıyordu. Sikimin, ter ve döl karışık kokusunu sevdiğini söylüyordu. Ben halen etrafıma bakıyor, arada bastırıyordum. Tamamı ağzındaydı. Sonra sikimi kaldırıp taşaklarımı emmeye başladı. Emerken de sikimi sıvazlıyordu. Sikimi tamamen ağzına aldı, boğazına bastırdım ve döllerimi volkan gibi ağzına patlattım. Bacaklarım titriyordu. Sikim ağzındayken sesler duyar gibi oldum ve hemen toparlanıp oradan uzaklaştık. İlayda'nın ağzının kenarında döllerim vardı, onları eliyle topladı ve ağzına aldı tekrardan. Yürüyerek şezlongların oraya geldik. 

Kimse yoktu şezlonglarda, ama annem ve babamın gelmiş olduğu belliydi, havlularını sermişlerdi. Ben çantadan çaktırmadan odanın anahtarı aldım. Annem gelince, anneme İlaydayla animasyona katılacağımızısöyledim. Annemden onayı aldıktan sonra odaya gittik. Kapıyı kapatır kapatmaz dudaklarına yumuldum. Deli gibi öpüşüyorduk. Kucağıma aldım onu, biraz da öyle yiyiştik. Ucundan döllerimin sızdığı yarağımı önce ağzıyla temizlettim, sonra çantamdan aldığım prezervatifi taktırdım. Sikim gene kalkmıştı. Prezervatifi taktıktan sonra sabrım kalmadığı için hemen yatağa yatırdım, bikinisinin altını çıkarıp, bacaklarını ayırdım. Mis gibi sulu amcığını önce parmakladım, sonra sikimi bir hamlede kökledim amına. Çığlıklarını duymalıydınız. Amına sert sert basıyordum. Gözleri kaymıştı. Bikinisinin üstünü yırtar gibi çıkardım ve memelerini ısırmaya başladım. Delirmiş gibi sikiyordum amını. Ben pompaladıkça kasılmaları artıyor, deli gibi bağırıyordu. 

Sonra ben sırt üstü yattım ve İlayda bana bakarak üzerime çıktı, tek eliyle amının dudaklarını ayırdı ve sikimi bir hamlede içine aldı. Şimdi o delirmiş gibi zıplıyordu. Önümde sallanan memelerini avuçluyordum. Zevkten arada bir kafasını arkaya atıyor, öyle siktiriyordu kendi bana. Eğilip dudaklarını dudaklarımla buluşturdu, böylece sadece yatağın gıcırtılarını duyuyorduk. Hafifçe yana yatırdım ve arkadan amına soktum. Bacaklarını kaldırmış bir biçimde pompalıyordum ve gene memelerini sıkıyordum orospunun. Küfürlü sikmeye bayıldığım için, sikerken küfürler ediyordum, “Amına koyduğumun zillisi seni, delirttin dün geceden beri beni, azgın fahişe!” gibi küfürlerle, onun küfürden hoşlanıp hoşlanmadığını anlamaya çalışıyordum. Hoşlandığından olsa gerek, manyak bir biçimde orgazm oldu. Titriyordu. Titremeleri beni daha da delirtti ve sikimi tamamen sokup, tamamen çıkarmaya başladım. Onun, “Dayanamıyorum artık, zevkten öleceğim!” demelerine rağmen pompalıyordum. Ben de yavaş yavaş sona yaklaşıyordum. Tekrar bir hamleyle altıma aldım ve pompalamaya başladım, gözlerim kaymış ve bitkin bir şekilde inleyerek sikim içindeyken boşalmaya başladım. Boşaldıkça döllerim geliyor, sanki kondom şişiyordu. Sonra sikimi çektim amından, prezervatifi çıkardım ve daracık yatakta ona iyice sarılarak uzandım. 

Bayağı bir süre ona sarılarak yattım, iltifatlar ediyordum. Terden her yerimiz ıpıslaktı. Duşa girmemiz gerekiyordu. Fazla vaktimiz yoktu, annem aramıştı. Duşa beraber girdik. Duşta da uslu durmuyordum. Sürekliamına ve götüne dokunuyor, dudaklarını öpüyordum. Ilık suyun altında gene sevişmeye başladık. Hiçbir şey umrumda değildi, azgınlıktan gözüm birşeyi görmüyordu. Öpüştükten sonra hemen onu domalttım küvetin içinde. Arkasına geçip elimle götünü yoklamaya başladım. Şampuanı döktüm elime, götünü parmaklamaya başladım. “Çok dar götün var orospum!” deyince, götünü sikecek 2. erkek olduğumu söyledi. “Azgın fahişe seni, her deliğini siktirdin mi kaltak!” deyip, sikimi götüne öyle bir soktum ki, çığlığı tüm banyoda yankılanıyordu. Götünün daracık deliğini sikerken, popsuna şaplaklar atıyor, saçlarını çekiyordum. Delirmiş gibi sikiyordum orospunun götünü. Çok dar olduğundan fazla dayanamayıp, sırtına boşaldım. Hemen yıkanıp, mayolarımızı giydik ve öğle yemeği için restorana gittik. 

İkimiz de bitkin bir haldeydik. Annem, “Ne oldu, çok yorgun görünüyorsunuz?” diye sordu. “Animasyon çok yordu anne ya, sabah sabah yapmadığımız hareket kalmadı!” deyince, annem o şüpheli bakışlarını çekti üzerimizden. Yemeği yeyip kalktık, denize gittik. Bu sefer uslu duruyorduk, düzgün düzgün yüzdükten sonra deniz kenarında takıldık. Akşam yemeği için sözleşip odalarımıza çıktık... 

Temizlikçiler odayı temizlemişlerdi, gayet toplu duruyordu. Ablama, “Öldüm ya!” deyip yatağıma ölü gibi yattım. Ablam banyoya girmek için üstünü çıkardı, ben de arkamı döndüm görmemek için. Banyoya yürürken ayağına bir şey değince, “Ay!” diye birden huylandı, sonra ayağını kaldırıp prezervatifin kabını gördü. Eline aldı, havluyla karşıma geldi ve “Bu senin mi?” dedi. Ben de, “Hayır...” diye mırın kırın etsem de, “İlayda'yla mı birlikteydin?” diye sordu. Ben, “Evet...” deyince, ablam bana çok kızdı. Çünkü sevgilimle olan ilişkimi biliyor ve sevgilimle çok iyi anlaşıyorlardı. Onu aldattığım için bana gerçekten çok kızdı ve duşa girdi. Açıkçası ablamın kızıp kızmaması umrumda değildi. Ama sevgilime söylemeyeceğinden emindim. 

Sonraki bir hafta boyunca, İlayda'yla deliler gibi sikiştik. Hatta gidecekleri son gün sikişirken ona, “Anneni çok arzuluyorum!” dedim ve o da çok bozuldu. İlayda kendi annesini kıskanmıştı. Bunu neden söyledim, inanın bunu da bilmiyorum. Sanırım İlaydanın o sulu amcığını sikerken kendimden geçtiğim anda bilinçaltımın bana söylettiği bir cümleydi... 

Herkese iyi sikişler diliyorum! 

[Emrah] 

Komşumun Koca Götlü Karısını Siktim!

19:38 By Unknown , In , , , , , , ,

Adanada yaşıyorum. Komşumun karısı hep dikkatimi çekerdi, yürürken o koca kalçalarını sallaması, bana manalı manalı bakması beni deli ediyordu. Fakat 6-7 erkek kardeşi ve 2 büyük oğlunu düşündükçe konuşmaktan bile tırsar olmuştum. Kocası kamyon şöförüydü, adam başka bir şehire çalışmaya gidince kadın dahada iş verir olmuştu. Oğulları da doğuya dayılarının yanına tamirci olarak gidince, meydan bana kaldı. Fakat halen 2 kızı birde ufak oğlu vardı. Nasıl yapayım edeyim derken, birgün bana seslendi, perdeyi takarken korneş sökülmüş, “Korneşi nasıl taktırırım?” diye soruyordu. “Ben takarım Halime!” dedim. “Zahmet olur...” diyerek reddetti, ama bakışları öyle demiyordu. “Ne zahmeti olacak canım!” deyip, matkabı alıp evine gittim... 


Merdiven istedim, getirdi. Merdivene çıktım, matkapla tavanı delerken arasıra aşağı, göğüslerine bakıyordum, o ne muhteşem şeylerdi öyle. Neyse, işim bitti merdivenden indim. Halime bana teşekkür üstüne teşekkür ederek, ne kadar maharetli olduğumu söyledi. “Bende maharet çok Halime, ne işin düşerse emrindeyim!” dedim. O da, “Kızlar anneanelerindeler, istersen çay bırakayım?” dedi. “İyi olur komşum!” dedim. Halime mutfağa gitti, ben de elimi yıkama bahanesiyle arkasından geçerken hafifçe sürtündüm. Yine o manalı bakışı atınca cesaret aldım, elimi yıkama işim bitince tekrar geçerken, busefer resmen sikimi götüne dayadım öyle geçtim. Halime adeta dondu kaldı, tepki vermedi, hiçbir şey demedi. Ben de birşey demeden salona geçtim... 

Halime çayları getirdi. Çaylarımızı içerken sohbete başladık. Halime, “İlk kocam ölünce bu adamla evlendim, ama bana bakmıyor, eve bakmıyor!” diye sitem etmeye başladı. Yan yana oturmuştuk, kalçası kalçama değiyordu. Baktı benden hareket yok, az daha yanaştı. Ben de elimi bacağına koyup, “Bak oğulların iş buldu, sana bakarlar!” diye teselli etmeye çalıştım. O da, sadece küçük oğlunun para gönderdiğini, büyük oğluna ise dayısı yeni dükkan açtığından para veremedigini söyleyince, “Bak Halime, sana yardım edeceğim, ama borç!” diye çıkarıp biraz para verdim. Halime duygulanarak kabul etti. Ben tam kalkacakken bana sarılıp teşekkür etti. Ama ne sarılma, sırtımı sıvazlarken göğüslerini yapıştırmıştı bana... 

Ben de onun sırtını sıvazlamaya başladım. Elim biraz aşağı kayıp kalçalarına dokununca sikim kalktı. Sikimi hissetmemesi mümkün değildi. Sikimi amına bastırınca o da karşılık verdi ve bana daha sıkı sarıldı. Yanağını öptüm ve “Ben varım artık, hiçbir konuda sıkıntı çekmezsin!” dedim. Halimenin sesi çıkmıyordu, kalbinin atışını hissediyordum. Dudağını öpünce birden kollarını çekti, “Yapma, kızlar gelebilir!” dedi. “O zaman bize gel, evde kimse yok, hanım annesinde!” deyince, “Tamam, sen çık, ben anneme uğrayıp gelirim!” dedi. Götünü avuçlayıp, dudağına bir öpücük kondurup çıktım, eve gittim... 

Evde pencereden bakarak sabırsızlıkla beklemeye başladım, dakikalar asır gibi geldi. Sonunda Halimeyi sokağın başında görünce kapıya gittim, hafif araladım kapıyı. Halime evinin orada sokağı kontrol ederek benim eve geldi, kapı zaten açıktı. İçeriye girer girmez sarıldım buna. Titriyordu. Başladım dudaklarını boynunu öpüp yalamaya. Koca göğüslerine gelince Halime adeta deli olmuştu, “Beni sikmeyi sen hak ettin, şerefsiz kocama boynuz takayım da içim rahatlasın!” deyince, anladım ki kocasına kızmış, bana siktirecekti kendini... 

Sikimi çıkardım, hemen önüme çömeldi ağzına aldı. Ama nasıl yalıyor oruspu, sanki iliğimi kurutacak. Sikimi biraz yaladıktan sonra kalktı, eteğini beline toplayıp külodunu dizlerine kadar sıyırdı ve “Hadi sok canım, fazla zamanım yok, sok amıma, sik beni!” dedi. Halimenin sırtını koridorun duvarına yasladım ve sikimi sıcacık suluamına soktum. Halime, “Ohhhhh!” diye inlerken, ben de amına pompalıyordum. Ama pozisyon itibarı ile rahat sikemiyordum, bunu ters çevirdim, yüzü duvara dönük olarak, ellerini duvara yapıştırdım ve belini büktüm, sonra da arkadan amına daldırdım, tekrar pompalamaya başladım. Halime titreyerek, inleyerek boşaldı, ama ben daha boşalmamıştım. Amını sikerken kocaman götü kasıklarıma değiyordu. Müthişti götü, deli olmuştum. Boynunu, ensesini sumuruyordum. Sonunda ben de gelmek üzereydim, “Evet, evet!” diyerek amına boşaldım... 

Hemen toparlandık. Halime saçını başını düzeltip, dudaklarıma öpücük kondurdu ve “Çok güzeldi erkeğim, beni rahatlattın, bundan sonra ben de seni hep rahatlatacağım!” diyerek gitti. 

Şimdi hayalim Halimenin o koca götünü sikmek! 

[Ahmet] 

Deprem 10 Saniye Sarstı Kaynımın Yarağı Sabaha Kadar!

19:28 By Unknown , In , , , , , , , , ,

Kocamla evlendiğimizde askerliğini henüz yapmamıştı, okulundan dolayı erteletmişti. Aynı iş yerinde çalışıyorduk. Tanıştık, kısa bir nişanlılık döneminden sonra evlendik. Ailesiyle aynı binada oturuyorduk. Anne babası ve bir erkek kardeşi üst katımızda oturuyorlardı. Kısa sürede kaynaşmıştık ailesiyle. Beni kızları gibi görüyorlardı. Onlar beni, ben onları sevmiştim. Annesine benzeyen ufak tefek kocamın aksine, 20 yaşındaki kardeşi Mert çok yakışıklı, sporla uğraşan, yapılı, iri yarı bir çocuktu. Çocuk derken aramızda 3 yaş fark var sadece. Kocamın tüm ailesine, özellikle Mert’e kanım ısındı, çok iyi anlaştık. 


Evliliğimizin cicim aylarından sonra, artık kocamın tekdüze, uyduruk sevişmelerine alışmış, doymasam da tatmin olmasam da, orgazm taklidi yaparak evliliğimizi, götürmeye çalışıyordum. Evlendiğimde bakire olmama rağmen, gerçek seksin bu olmadığını internetten, okuduğum kitaplardan biliyordum. Fakat salt bu nedenle kocamdan ayrılmayı, düzenimi bozmayı göze alamıyordum. 

Kaynım Mert ise kocamın tam tersiydi. Kızlarla, hatta mahalledeki birkaç evli kadınla haşır neşir oluyor, gününü gün ediyordu. Bir kısmını annesinden duyuyordum, bir kısmını da komşu kadınlardan öğreniyordum, “Kız senin kaynın var ya, Bakkalın karısıyla...” gibi. Uçan sineği kaçırmayan zamparanın tekiydi kısacası. Bunları duydukça ona başka gözle bakmaya başlamıştım. Kapımın önünden geçip üst kata çıkarken ben bir bahane uydurur, havadan sudan kapı önünde sohbet ederdim. Bu arada kaynımın yapılı gövdesine, geniş üçgen omuzlarına sımsıkı sarılmamak için kendimi zor tutardım. Baktıkça bakasım geliyordu piçe... 

Öyle etkilemişti ki beni, artık kocamın kardeşidir, akrabadır diye bakamıyordum ona. Bir erkekti o. Hem de yakışıklı, dalyan gibi, sapına kadar erkek. Geceleri kocamın altında yatarken, o olsaydı nasıl sevişir, nasıl öpüşür, kotunun önündeki kabarıklık neye benzer diye düşünürdüm. Kocam içime girip çıkarken onunla seviştiğimin, onun ağırlığı altında ezildiğimin hayallerini kurardım hep. 

Kocamla işten döndüğümüzde akşam yemeklerini genelde onlarla beraber yer, oturur, yatmaya evimize geçerdik. O da evdeyse, dışarıda değilse sevindirik olurdum. Benim ona baktığım gibi o da bana baksın, beğensin isterdim. Aile içinde ne kadar mümkünse, olduğunca kısa etek, askılı bluzlar giyer, dikkatini çekmeye çalışırdım. Benim ne eksiğim vardı ki o yatıp kalktığı orospulardan! Gittiğimiz düğünlerde, pikniklerde, plajlarda hep onu keser, ona yakın olmak, eline koluna dokunabilmek için bahaneler yaratırdım. 

Sonunda korkuyla beklenen şey oldu. Kocamın uzun dönem askerliği başladı. Onunla beraber benim yalnızlığım da başladı. Zaten yetersiz bulduğum seks yaşamım artık tamamen sıfırlanmıştı. Günler geçmek bilmiyordu. Sabah kalk, işe git, akşam gel, kaynananın hazırladığı yemeği ye, biraz otur, kadına yardım et, evdeyse kaynını aç gözlerle dikizle, yatma zamanı kendi evine siktir olup git, yalnız yatağında, kendini okşaya okşaya zıbar. 5, 10, 20 gün, 1 ay, 3 ay... Artık dayanamaz hale gelmiştim. İyice azmıştım, erkeksizlik başıma vurmuştu. Hayır, sikilmenin tadını almamış olsam neyse! İyi ya da kötü, bir erkekle seks yapmaya alıştıktan sonra sap gibi kalıvermek çok kötü! 

Bazen kendimi Mert’e, dudaklarına, kirli sakalına, pazularına, pantolonun önündeki kabarıklığa bakarken erotik hayallere dalmış buluyor, sonra da silkinerek kendime gelmeye çalışıyordum. Etrafıma, Mert’e bakıyordum korkuyla. Ona arzuyla baktığımı görmüş müydü? Aklımdan geçenleri, onu ne kadar istediğimi anlamış mıydı? Sanırım biliyordu Mert, farkındaydı. Hissediyordum bunu. Oturduğum yerde onu süzerken gözlerimi pantolonun, şortun önünden yukarı kaldırdığımda, onun bana bakan, soran gözleriyle karşılaştım birkaç kez. Utandım, yanaklarım alev alev yandı, kızardım yeni yetme kızlar gibi. Ne bakıyorsun salak? Anla işte! Abin gideli kaç ay oldu? Kaç aydır erkeksizim haberin var mı? 

Dipten gelen acaip bir gürültüyle beraber 10 saniyelik şiddetli bir sarsıntı. Hepimiz ayağa fırladık. Ödüm koptu. Elimdeki çay bardağını fırlatıp çığlık atarak hemen yanımda duran Mert’e sarılıverdim o korkuyla. O da korurcasına kollarının arasında sımsıkı sardı beni. Sarsıntı bittikten sonra da bir süre ayrılamadım ondan. Korkuyla birbirimize, sallanan avizeye, büfede devrilen bardaklara bakıyorduk. Kalbim kuş gibi çarpıyor, gözlerimden yaş geliyordu. Sonra durumu fark ettim. Mert’in, kaynımın kollarındaydım. 

Öyle rahatladım ki. Güvendeydim onun kollarında. Başımı geniş göğsüne dayayıp, derin bir nefes aldım, onun mis gibi erkek kokusunu içime çektim. Elleri sırtımı okşuyor, kollarıyla sımsıkı sarıyordu. “Şşşt... Tamam yenge, btti, korkma artık, sakin ol!” diyerek o kalın erkek sesiyle teselli etmeye, sakinleştirmeye çalışıyordu. 

Sakinleşmiştim artık. Ama böyle durmak öyle hoşuma gitmişti ki. Gerekirse sabaha kadar böyle kalmaya razıydım. Kollarında, sımsıkı sarılmış, göğüslerim onun kaslı bedeninde ezilir vaziyette, kasıklarımız birbirine yapışmış. Ama maalesef, kayınvalidem dua etmeyi bırakıp bize döndüğünde istemeden ayrılmak zorunda kaldım. Tedirgin, diken üstünde oturduk. Bir süre daha geçti. Uyku ağır basmaya başladı. Kayınpederim artık yatmamızı, korkulacak bir şey olmadığını söyledi. Ben halen dehşet içindeydim. Orada yatmamı istediler, ben kabul etmedim, “Uyuyamam anneciğim, kendi yatağımda yatmak istiyorum. Ama korkuyorum da yalnız başıma...” dedim çaresizlik içinde. 

Kayınvalidem, “Madem evine gitmek istiyorsun, git kızım. Korkuyorsan Mert gelsin, salonda yatsın. Evde biri olunca için rahat eder yavrum! Hadi Mert, yengende kal bu gece!” dediğinde kulaklarıma inanamıyordum. Mert ve ben. Koca evde yalnız. Sevincimi saklamaya çalışarak korkmuş görüntümü sürdürdüm. Sesim titreyerek, “Çok iyi olur annecim! İnan ödüm patlıyor. Evde bir nefes olursa hiç olmazsa uyuyabilirim biraz. Yoksa sabah işe gidecek halim olmaz uykusuzluktan!” dedim. 

İyi geceler dileyip, kaynımla beraber alt kata indik. Evin kapısını açarken ellerim titriyordu heyecandan. Küçük odadaki yatağı hazırladım yatması için. Televizyonu açıp depremin şiddetini öğrenmeye çalışan Mert’in yanına gittim. Oturduğu üçlü koltukta yer açtı bana, yanına oturdum, beraber izlemeye başladık. Bir yandan televizyonu izliyor, bir yandan sohbet ediyorduk. O, yanımda, yanıbaşımda olduğu için öyle mutluydum ki... 

Tam yaşadığımız korkudan, sarsıntıdan bahsediyorduk ki, bir çıtırtı daha olmasın mı? Sanırım hafif şiddetteki duyulur duyulmaz minik artçı depremlerden biriydi. Fakat bu minik sarsıntının korkusu bile yetti bana ayağa fırlamam için. Yine aynı şey oldu, benimle birlikte ayağa kalkan Mert’e sarılıverdim. İki üç saniye bile sürmedi çıtırtı. Ama halen kollarındaydım, ayrılmamış, bana sarılan güçlü kolların tadını çıkarıyordum. Mert yine tedirgin hareketlerle sırtımı okşayarak beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Ben kedi gibi sokulmuştum kollarına. Tüm vücudum onunkiyle temas halindeydi, sımsıkı sarılmıştım. 

İşte o anda hissettim karnıma temas eden sertliği. Birbirimize sımsıkı temas eden bedenlerimizin varlığıyla kaynımın yarağı taş gibi olmuş, aramızda kendini hissettirmeye başlamıştı. Boydan boya ürperdim. Kasıklarımda bir yangın başladı. O da huzursuzca kıpırdandı. Sırtımı okşayan eller çıplak kollarımı tuttu, beni kendinden uzaklaştırmaya çalıştığını hissettim. Pürüzlü bir sesle bana, “Çok korktun yine yenge. Sana su getireyim!” dedi, önünü bana göstermemeye çalışarak arkasını döndü, mutfağa gitti. 

Öylece kalakalmıştım. Koltuğa kendimi attım. Yanaklarım alev alev yanıyordu. Elinde su bardağıyla gelen kaynıma baktım dolmaya başlayan gözlerimle. Tanrım, ne kadar yakışıklıydı. Ölebilirdim, bana sarılması, sevmesi, sevişmesi için. Yalvarmam, ayaklarına kapanmam gerekse de. Fakat o anda bir şey diyemedim, gözlerine baktım sadece, konuşamadım. O ise bana bakmaya bile çekiniyordu. Uzattığı bardağı alıp suyu bir dikişte içtim. Önündeki kabarıklığı nasıl başardıysa yok etmişti. Az önceki sertlikten eser yoktu. 

Benden uzaklaşırcasına gitti karşıdaki koltuğa oturdu, televizyon izlemeye başladı. Ben de onu izliyordum. Konuşmuyordu hiç. Sanırım içinde müthiş bir mücadele yaşıyordu. Hissediyordum bunu. Ben, abisinin karısı, yengesi. Benim için sertleşen yarağı... Bir zaman böyle oturduk, televizyon izledik sessizce. Sonra bir iki esnedim, uykum gelmiş gibi. Ayaklarımı kaldırıp koltuğa uzattım, boylu boyunca uzandım doğalca. Yatar vaziyette izlemeye başladım televizyonu. 5-10 dakika sonra gerçekten gözkapaklarım ağırlaştı, içim geçiverdi. Bu durumda ne kadar kaldım bilmiyorum, Mert’in bana seslenmesiyle kendime geldim. Ama gözümü açamadım. Oturduğu yerden bana sesleniyordu, “Yenge? Uyudun mu?” diye. 

Cevap vermedim, uykumda rüya görüyormuşçasına mırıldandım. Bacağımın birini kaldırıp ayağımı yere koydum yattığım yerde, diğerini de dizimi havaya dikip koltuğun arkasına dayadım. Diz üstü kısa eteğim iyice açıldı bu hareketimle. Birkaç kez daha seslendi, yine uyumaya devam ettim güya, yanıt vermedim. Başım yana düşmüştü. Kirpiklerimin arasından Mert’i izliyordum. Gözünü benden, açılan bacaklarımdan ayıramıyordu. Elini pantolonunun önündeki kabarıklığa götürmüş, okşayıp duruyordu. Benim uyuduğumu zannettiğinden kalkıp yanıma geldi. Koltuğun önünde diz çöktü. Omuzumdan tutup hafifçe sarstı, “Yenge? Uyan hadi!” dedi. 

Düzgünce nefes alıp vermeye çalışıyor, uyuyor görüntüsü vermeye devam ediyordum. Gözlerimi kapatmıştım. Ne yapacağını merak ederek bekledim. Bir süre hareketsiz durdu. Eteğimin meydanda bıraktığı bacaklarımı, bluzumun açılan yakasından göğüslerimi seyrediyordu sanırım. Sonra ayaklarımda elinin temasını hissettim birden... 

Ayaklarımı okşayan eli yavaş hareketlerle yukarıya çıktı. Dizimi geçti, baldırlarımı okşadı tüy gibi. Öyle zevk alıyordum ki, inlememek için, ona belli etmemek için kendimi zor tutuyordum. Eli baldırlarımda, bacaklarımın içlerinde dolaştı, küloduma kadar çıktı. Eteğimi iyice belime kadar sıyırdığını hissettim. Tanrım! Eğer amıma dokunursa biterdim ben. Ayların verdiği açlıkla anında orgazm olabilirdim. Şimdi bile ıslanan amımdan sularımın aktığını hissediyordum... 

Dokunmadı amıma. Derin bir nefes alıp başını küloduma yaklaştırdı, amımın kokusunu ciğerlerine kadar çekti, “Ah yengem... Yengemm!” diye mırıldandı, “Öyle güzelsin ki, hastayım sana kadın! Bitiyorum sana, aşığım sana! Ah bir bilsen seni nasıl istediğimi! Bir anlasan beni! Ah bu güzel amcığını bir siksem! Ahhh!” diyordu. 

Aniden beni bırakıp fırladı yerinden, koşa koşa banyoya gitti. Sanırım boşalmak üzereydi, rahatlamaya gidiyordu. Bense elimi şehvetle yanan amıma götürüp avuçladım, sıktım dudaklarını, daha o anda inleye inleye sarsılmaya başladım. Beni duyacak hali yoktu Mert’in, banyoda kendisiyle uğraşıyordu. Sarsıla sarsıla boşaldım. Orgazm kasılmalarım bittiğinde eteğimi düzeltip yan döndüm, uyur vaziyetime devam ettim. Mert işini bitirip banyodan çıktığında beni bu halde buldu. Bir süre daha yanımda durup seyretti sadece. Sonra gidip üzerime bir pike getirdi, üzerimi örttü. Kendisi de odasına gidip yattı. 

O çıkınca sırt üstü yatıp gözümü tavana diktim. Dakikalarca. Aklımdan bin türlü şey geçiyordu. Orgazm olmak rahatlatamamıştı bedenimi. Uyku tutmuyordu. Gözümün önünden onun kabaran yarağı gitmiyor, eteğimin altından bacaklarımı okşayan elleri aklıma geldikçe kıvranıyordum yattığım yerde. 

Şeytan dürtüp duruyordu (Hadi düşünme artık, kalk git yanına!) diye. Gitsem yanına. Uyudu mu acaba? Okşasam bana yaptığı gibi. Uyanır mı? Ne der? Nasıl karşılar? Kovalar mı beni yanından? Onun “Yenge!” diyen tatlı sesi kulaklarımda hep. Maviş gözleri. Etli dudakları. Gülünce parlayan beyaz dişleri. Kokusu. Kabarık önü. Vücudu. Beni saran kaslı kolları. Başımı göğsüne dayadığımda duyduğum huzur. Mert’in her bir yeri gözümün önüne geldikçe daha çok deliriyordum. Artık akraba, kayın, kocamın kardeşi falan dinleyecek, umursayacak halim kalmamıştı. O da beni istiyordu işte. Kulaklarımla duymuştum beni ne kadar istediğini! 

Hırsla üstümdeki pikeyi tekmeleyip fırlattım, yere attım. Kararımı vermiştim. Neye mal olursa olsun. Duramıyordum artık. Kalktım, doğru odasına gittim. Kapısı aralık duruyordu, itip içeriye süzüldüm. Holün hafif aydınlattığı odada, düzenli nefes alış verişleri duyuluyordu. Uyuyordu. Canım benim. Üzerine hiçbir şey örtmeden sırt üstü yatmıştı yatağa. Ve sadece bir boxer vardı giysi olarak. O geniş göğsü nefes alıp verdikçe inip kalkıyordu. Öyle güzel, yakışıklı görünüyordu ki, dakikalarca seyrettim. Sonra, sanki orada olduğumu, onu izlediğimi hissetmişçesine gözlerini açıverdi... 

Beni yatağın yanında görünce şaşırıp doğruldu, “Hayrola yenge? Yoksa yine Deprem mi oldu?” dedi. Yatağın kenarına oturdum, elini tuttum, “Yok! Merak etme Mert, bir şey olmadı. Sadece...” dedim. Merakla yüzüme bakıyordu. Söyleyemedim gerisini. Onu istediğimi, onunla sevişmeye geldiğimi, yatağına geldiğimi söyleyemedim. Deprem olmadı, ama yangın vardı işte. İçim yanıyordu. Dudaklarım titriyordu heyecandan, gerdeğe girecek yeni gelin gibiydim. 

“Ne oldu, söylesene yenge? Merak ettirme beni!” dedi. “Gece salonda sen beni... Bacaklarımı okşarken ben uyanıktım Mert!” dedim. Yüzüme bakıp kaldı öylece. Yüzü mü kızarmıştı ne? Başını yana çevirdi, bana bakmıyordu şimdi, bakamıyordu. Elini çekmeye çalıştı, bırakmadım, tuttum sımsıkı. Öksürüp boğazımı temizledim, devam ettim, “Söylediklerini duydum. Her şeyi!” dedim. “Uyuduğunu sanıyordum yenge... Söylediklerimi unut, aldırma bana! Sen yengemsin! Abim...” dediğinde, “Abin yok Mert! 6 aydır yok! Yalnızım ben! 6 aydır kimse sevmedi, okşamadı, dokunmadı bana! Ben de sana aşığım! Yanıyorum Mert! Seni istiyorum ben de! Ölesiye istiyorum! Beni sevmeni, benimle sevişmeni istiyorum! Ölüyorum senin için!” dedim. Ağlıyordum bunları söylerken, göz yaşlarım damla damla süzülüyordu. 

“Olmaz yenge! Yengem olmaz!” diyordu halen. Hırsla elini tuttum, gözyaşlarımla ıslanan yanaklarıma sürdüm elini, avuç içlerini titreyen dudaklarımla öptüm, öptüm. Yalvardım, “Kimse bilmeyecek Mert, ikimizden başka kimse! Seviş benimle! Abin gelene kadar hiç olmazsa! Başka şey istemiyorum senden! Lütfen, bak sen de beni istiyorsun, kendi ağzınla söyledin! Hadi, yanıyorum ben! Başkasına mı gideyim istiyorsun? Elin adamıyla boynuzlayayım mı abini? Yabancılara, başka erkeklere yedirme yengeni işte, sen sik! Sik beni Mert!” dedim. 

Artık iyice yüzsüzlüğü, terbiyesizliği ele almıştım. Gözüm kararmıştı iyice. Bu gece bu aptal oğlanın altına yatmalıydım. Onunla sevişmeliydim. Kendimi siktirmeliydim. Her şeyi yapardım bunun için. Dudaklarına yapıştım aceleyle. Önce karşılık vermiyordu bana, ben köfte dudaklarını emmeye, dilimin ucuyla okşamaya başlayınca hırslandı, o da saçlarımdan kavrayıp öpüşmeye başladı. Ne kadar güzel öpüşüyordu bu çocuk! Ee, tecrübeliydi ne de olsa! Mahallenin kızları, kadınlarıyla, okuldaki kızlarla tecrübe kazanmıştı. 

Öpüşürken bir elimi göğsüne koydum, okşadım. Aşağıya indim yavaşça okşayarak, kaslı karnını, boxerinin üzerinden sertleşen yarağını okşadım. Parmaklarımın ucunda tıp tıp attığını, giderek sertleştiğini hissediyordum. Beklemiyordu bunu, “Mmmm... Yenge, ne yapıyorsun?” diye bir inilti çıktı ağzından. Elimi boxerinin önündeki düğmesini zorlayarak içeriye soktum. Ateş gibi yanan yarağını tuttum. Kalın, kocaman bir şey vardı şimdi avucumda, ateş gibi. 

Dudaklarını bırakıp eğildim. Boxerini sıyırıp dışarıya çıkardım yarağını, gözyaşımla ıslanan yanaklarıma sürdüm. Dudaklarıma sürdüm. Dilimi çıkarıp başına dokundum. Benim narin bileklerimden daha kalındı yarağı. 

Mert itiraz etmeyi kesmiş, kendini benim ellerime bırakmıştı. Dirseklerinin üzerine dayanmış, yaptıklarıma bakıyordu kısılmış gözleriyle. Ben de gözlerimi ondan ayırmadan yalayıp duruyordum güzel yarağını. Kocam izin vermemişti bunu yapmama. İlk defa bir erkeğin sikini yalıyor, ağzıma alıyordum. Ben sikiyle uğraşırken onun eli yine eteğimin altına girmişti. Bacaklarımı sıka sıka okşuyor, bacak içlerimde elini dolaştırıyordu. Küloduma geldi. Avuçladı. Yarağı ağzımdayken zevkle inledim. Nefes alabilmek için yarağını emmeyi bırakmak zorunda kaldım. 

“Ahhh... Mert!” diye inledim, külodumun ağını yana çeken parmaklar şimdi ıslanan amımı okşuyordu. Sıcak parmakların ıslak am dudaklarına teması bitiriyordu beni zevkten. İnleyip duruyor, bu arada elimdeki yarağı yalamaya çalışıyordum. Klitorisimi ıslak parmağıyla okşayınca sarsıldım. Muhteşem bir zevkti duyduğum. 

“Bırak emmeyi yenge, ağzına boşalmak istemiyorum. Yatmadan önce boşaldım, ama yarağımı emmen deli ediyor beni!” diye inledi o da. Şehvetten kısılmış gözlerimle ona baktım, emmeyi bıraktım ve “Gel benim yatağıma gidelim Mert! Daha geniş o yatak, daha rahat sevişiriz!” dedim. “Peki, hadi gidelim!” dedi. Kalktı, beni kollarına alıp tüy gibi kaldırıverdi. Boynuna sarıldım. Öpe öpe yatak odasına götürdü. Üzerine saten örtü örtülü yatağı açmadan boylu boyunca yatırdı beni. Boxerini ayağından sıyırdı bir çırpıda. Sertleşmiş yarağı önünde çelik gibi dimdik duruyordu. Heykel gibiydi. Öyle heyecanlıydım ki! Yatak odamda, kocamla seviştiğimiz odada, çırılçıplak kalan kardeşiyle, kaynımla beraberdim. 

Kocam aklıma gelince etajerin üzerindeki resim çerçevesine baktım. Kocamla evlilik resmimizdi, objektife bakan damadın gözleri adeta beni izliyordu. Uzanıp elimin tersiyle devirdim. Şimdi o çerçevenin içinden bana bakamayacak, azmış karısının kardeşiyle seviştiğini göremeyecekti. Başımı yastığa koydum. Sırt üstü yattığım yerden halen ayakta beni seyreden kaynıma baktım. Kollarımı açıp bekledim. 

Fazla bekletmedi beni. O güzel, çırılçıplak gövdesiyle üstüme uzandı. Ben ağırlığının altında inlerken, o dudaklarıma yumuldu, çılgınca öpüşmeye başladık. Dudaklarımı ısıra ısıra öpüyor, dilini ağzımın içine sokup dilimi okşuyordu. Ellerimle uzun saçlarını kavramış kendime çekiyor, omuzlarını, kollarını, sırtını okşuyordum şehvetle. 

O çırılçıplaktı, ben halen üzerimdeki etek ve bluzla duruyordum. Dudak dudağa öpüşürken yarağının sertliği bacaklarıma temas ediyor, ateş gibi değdiği yeri yakıyordu. Dudaklarımı somuran ağzından kendimi kurtarıp nefes nefese, “Soy beni Mert! Çıplaklığını hissetmek istiyorum!” diye inledim. 

Telaşla kalktı üzerimden, bluzumun düğmelerini koparırcasına açtı. Dantel sütyenimi çıkarmasına yardım ettim. İkimiz de heyecan içindeydik. Titriyorduk. Hareketsiz durup hayranlıkla beni seyretti. Çıplak göğüslerimi. Sonra elini uzatıp okşadı, avuçlayıp sıktı. “Ohhhh!” diye inledim, “Öp onları Mert! Sev, okşa!” dedim. “Öyle güzelsin ki yenge! Memelerin sanki hiç ellenmemiş gibi, dipdiri, taş gibi!” dediğinde zevkle kıvrandım. Duyduklarım mutlu etmişti beni. Hele Mert’ten bunları duymak. Göğsümü okşayan elininin üzerine elimi koydum, fısıltıyla, “Ellenmedi sayılır memelerim. Abin yıpratamadı. Nasıl, becerdiğin kızlar kadar var mı? Beğendin mi? Güzel mi?” dedim. 

“Hem de nasıl yenge! Bakire kızlar eline su dökemez güzellikte! Harikasın! Hep merak ettim bu memeleri, nasıl olduklarını, uçlarını...” deyip eğildi, elini çekip meme ucumu öptü. İnledim. Saçını tutup kendime çektim. Ağzını alabildiği kadar açıp göğsümü ağzına almış, dilinin ucuyla içeride ucunu okşuyordu. Elektrik çarpmış gibi sarsıldım. Unutmuştum bu zevki aylardır. Aç kalmış bebek gibi memelerime saldırmaya başladı. Sıcak diliyle kenarlarını, uçlarını yalıyor, parmaklarıyla okşuyor, sıkıyordu. Bir birini, bir diğerini... Sırayla birinden ötekine geçiyor, beni zevkten bayıltıyordu. 

Daha memelerimle uğraşırken gecenin ikinci orgazmını yaşadım. Hırsla saçlarından tutup göğsüme yapıştırdım, kalçalarım yatağı döve döve boşaldım. Kasılmalarım bitince dudaklarımdan öptü beni. Sımsıkı sarılmıştı bana. Bir bacağını üstüme atmış, yarağını baldırlarıma dayamış, eliyle vücudumun her yerini okşuyordu. “Öyle doluyum ki aylardır Mert, kendimi tutamadım!” diye açıklama yaptım. “Ben de akşam bacaklarını okşarken boşaldım yenge! Öyle seksi, öyle baştan çıkarıcı görünüyordun ki, dayanamadım. Tutamadım kendimi!” dedi. 

“Biliyorum tatlım! Sen gidince ben de kendimi tatmin ettim. Sen banyoda, ben koltukta, ikimiz de boşaldık! Hadi Mert, oyalanma artık, istediğimi ver bana! Bununla boşalt beni artık!” dedim. Bunu söylerken elimi uzatıp onun vücudumu delip duran yarağını kavramıştım. “Peki yengecim!” dedi. Dudaklarını boynumda göğüslerimde, karnımda gezdire gezdire aşağıya indi. 

Eteğim kalmıştı altımda. Yavaşça sıyırdı aşağıya, bacaklarımı oynatıp çıkarmasına yardım ettim. Üzerimde bir tek dantel külot kalmıştı. Sırılsıklam külodumu da çıkarıp fırlattı. Şimdi ikimiz de çırılçıplaktık. Dudaklarını kasıklarımda gezdirdi. Tertemiz, kılsız, ağdalı, kaymak gibi yaptığım amımın dudakları kan hücumuyla şişmiş, içine girecek şeyi bekliyordu ıslak ıslak... Mert’in hiç acelesi yok gibi görünüyor, diliyle okşayıp duruyordu oralarımı... 

Dilinin ucunu klitorisime değdirdiğinde inledim. Kıvranıp saçlarını okşadım, “Ohhhh Mert! Delirtiyorsun beni! Harikasın!” dedim. “Güzel mi yenge? Hoşuna gidiyor mu?” dedi. “Ohhh! Hem de nasıl gidiyor Mert! Harika! Abin hiç yalamadı beni biliyor musun? Amımı hiç yalamadı! Öpmedi bile! Sen harikasın!” dedim. Durdu, başını kaldırıp bana baktı ve “Yenge, şu yatağa abimi sokmasan, ikide bir hatırlatıp durmasan?” dedi. Güldüm, yattığım yerden doğrulup kaynımın benim zevk sularımla ıslanmış dudaklarını öptüm doya doya. “Peki canım, ama sen de bana yenge deyip durma öyleyse! Hadi artık, oyalanma, sabrım kalmadı, dayanamıyorum, sik beni! O koca şeyini sok bana, sok içime!” dedim. 

“Peki aşkım, peki kadınım!” diyerek kalkıp beni yatağa itti, sırt üstü yattım. Dizlerimden tutup bacaklarımı araladı, arasına girdi. Taş gibi yarağını amımın dudaklarına, klitorisime sürttü. Kıvrandım. Heyecanla içime girmesini bekliyordum. Sürtmeye devam edince, sabırsızlıkla, “Hadi Mert, hadi erkeğim, hadi kocacığım, hadi sok şunu artık!” dedim. “Acele etme karıcığım, önce sikimi sularınla ıslatayım. Aylardır sevişmiyorsun. Amın daralmıştır senin, içine girerken zorlanırsın!” dedi. 

Dediği gibi oldu. Amım daralmıştı sanki. Yumruğum gibi olmuş sikinin başını dayadı, zorlamaya başladı. Girmekte zorlanıyordu yarak. Kalktı, başucuma geldi, sikini ağzıma verdi. Ben de güzelce, ıslata ıslata yaladım sikini. Ağzıma sokup çıkardım defalarca. Çıkarıp baktım, pırıl pırıl parlıyordu. Kayganlaşmıştı iyice. “Yeter sevgilim!” dedi. Tekrar bacaklarımın arasına geçti, sikini amıma dayadı. Bu kez biraz daha rahat kaymaya başladı, başı içime girdi. Amımın dudakları gerilmişti iyice. Dudaklarımı sıkıyor, ister istemez bacaklarımı kasıyordum. Bu yüzden de girmekte zorlanıyordu. 

“Rahat bırak kendini…” dedi. Gevşemeye çalıştım. Yavaş yavaş, bir sokup, bir çıkarıp ilerlemeye başladı içimde. Girdi... Girdi... Bitmek bilmiyordu yarağının girişi. Sonunda amımı yara yara, dibime kadar girdi içime. Bacaklarımın arasında, amımda adeta bir keser sapı vardı sanki. İçimi tamamen doldurmuştu koca şey. Kasıklarımız birleşmişti. Bacaklarımı açabildiğim kadar açıp boynuna sarıldım. Nefes nefese, “Bekle aşkım... Dur lütfen... Birbirlerine alışsınlar!” dedim. Mert de, “Ohhh! Öyle dar ki amcığın, bilezik gibi sardı yarağımı! Ateş gibi yanıyor amın! Yarrağımı yakıyorsun amınla!” diyordu. 

Koca yarağa alışınca, kalçalarımı oynatıp işareti verdim. Yavaşça sikini sokup çıkarmaya başladı. Sikinin amımda kaydığı her santiminde zevkim katlanarak artıyordu. Bacaklarımı beline doladım. Üstümde iniyor, kalkıyor, beni altında eziyordu. Nefessiz kalıyordum. O içimde gidip gelirken tekrar orgazm oldum. Sular fışkırdı adeta. Erkeğim durmadı bile, ben kasılırken sokup çıkarmaya devam etti. Kasılan vajina duvarlarımın içinde adeta sağıyordum sikini... 

Mert yana devrilip, sikini içimden hiç çıkarmadan beni üstüne aldı. Yarağının üzerinde oturup kalkmaya başladım. O da alttan karşılık veriyordu. Kasıklarındaki kıllar klitorisime sürtünüp duruyor, bu da ayrıca delirtiyordu beni. Ben oturup kalkarken, o yattığı yerde memelerimi avuçluyor, kalçalarımı pençeleriyle tutup sıkıştırıyordu. Ben eğiliyor, memelerimi sırayla ağzına, diline sunuyor, zevkten çıldırıyordum... 

Boşalmaya başladım. İnanılmaz, dayanılmaz, katıksız bir zevkti duyduğum. Orgazmımın bitmesine yakın Mert de kıvranmaya başladı, “Ohhh! Geliyorum karıcığım!” diyerek inledi sonunda. Tekrar devirip beni tekrar altına aldı, hızla gidip gelmeye başladı. Motor gibiydi üstümde. “Ahhhh, geliyorum!” dediğinde, boynuna sarıldım, “Lütfen içime boşalma Mert! Abin askerdeyken hamile kalmak istemiyorum aşkım! Lütfen!” dedim. “Ahh evet doğru ya, abimin karısını sikiyorum! Yengemi sikiyorum! Yengem benim! Yengemi sikiyorum, ohhhh!” dedi. Böyle konuşmak zevkini katlıyordu sanki. 

Ben içime boşalacak diye endişe ederken, bacaklarımın arasında doğruldu, sikini amımdan çıkarıp üzerime boşalmaya, döllerini karnıma, göğüslerime attırmaya başladı. Birkaç damlası da yüzüme, ağzımın kenarına kadar geldi. Dilimle yaladım. Tadına baktım. İlk defa. Göğsümdekileri de parmağımla toplayıp ağzıma götürdüm. Fena değil gibi geldi tadı. Bir sonrakini ağzımda patlatmaya karar verdim. 

Mert boşalıp yanıma uzandı. Başımı göğsüne koyup yattım. Amımdan çıkan siki parlıyordu ve halen kalkık duruyordu, halen tıp tıp atıyordu. Uzanıp parmaklarımla kavradım o güzel şeyi. Dudaklarından öptüm ve gülerek, “Bundan sonra bu sik benim! Kimseye, hiçbir orospuya sokmayacaksın bunu ben varken, anlaşıldı mı?” dedim. 

“Tamam aşkım, sadece sen varsın bundan sonra! Seni sikecem yalnızca! Bu yarak senin artık! Benim tek orospum sensin! Sen de hap kullan bundan sonra! İçine boşalmak istiyorum senin! Zevkimi yarıda kesip sıcak amından çıkmak istemiyorum sevgilim!” dedi. Sevgiyle sarıldım erkeğime, “Peki aşkım! Peki benim sikici erkeğim! Sen nasıl istersen! Yeter ki beni sik! Doyur beni! Yengen kurban olsun sana!” dedim. 

6 aydır yaraksızlıktan sonra, bir gecede sabaha kadar sevişmek ve defalarca orgazm olmak yormuştu beni. Gözlerim kapanıyordu. Başım kaynımın göğsündeyken derin bir uykuya dalmak üzereydim. Huzur içindeydim. Dünyada ondan başkası yoktu şu anda. Ne deprem, ne başka bir şey umurumda değildi. 

[Serpil]